|
|
February 26



_______________________________________________________________________________________________________________________________

Bu saat siteye girdiğiniz zamanı gösterir...
_______________________________________________________________________________________________________________________________



Sev Çünkü Sevmek EN güZeL...

_______________________________________________________________________________________________________________________________ February 20  
GeCeMiDiR inSaNı HüZünLeNdiRen
Yoqsa İnsaNMıdır HüZüNLeNMek İçin GeceYi BeqLeYeN...
GARİP BİR GECE  Geceyi dinliyorum, kapkara bir eşarp gecenin renginde
Ankara' ya söyleniyorum. Islak ayaklarda eskimiş ayakkabılar sıcağı zor seçer oldu. Kaldırımlara kızıyorum suyu tutmaktan cok üzerime korku öfkesini sıçratan.
Kadere alınıyorum, alınganlığım sonradan.
Yarım esen rüzgarın Ayazina aldanıyorum. kimin körkütük açlık sarhoşu oldugu tartışılmaz, herkesin ben dediğini duyuyorum. Fakirliğin bereketine inat, Bir parça ekmek icin midemi arıyorum sevgi sofrasında.
O kadar olağan aksiliklere kezat, kör ateşlerde yanan güneşe özeniyorum kapıdan baktıran mart'ın yaptığı gerçekten zor zanaat.
Acıların düşük yaptıgı belirsiz hazan şarkıların teline takılıyorum. Güfteler kararsız söz birliği ediyor bestelerde. Ben yine geceyi dinliyorum, yağmurla kaplı gönül denginde.
Ne feryat , Ne figan bu yazıya engel çeketim olsa razı bu beden çeker gider,
Gece beni dinliyor, sesizlik geceyi. icimdeki ben yalnız simdi, geceyi yalnız geçiriyor.

-Wakai No Hoshigaru ikusa Ni iawasu imasu- January 17
RADYO ONLİNE
TIKLAMANIZ YETERLİ...

January 11

HEP BÖYLE OLUR GENELDE
Hep böyle olur genelde Dert bir der Hepsi birden gelir Daralan zamanda,
Stres hüzüne boyun eğer Çekilir gam ile keder Artalan harmanda.
Giderken hepsi birden mi gider bilinmez. Hepsi mutluluk der, Hiç birlikte söylenmez.
Dert bin der piredir çoğu zaman devede dert enderdir derman eyler büyütülmediği amanlar
Hep böyle olur genelde.


Ne git diyebiliyorum Ne de kal.
Nasıl bir belirsizlik bulutu bu hiç tükenmiyor. Veya belirli bir ürperti sürekli belirsizleşiyor.
Nasıl gidersen git.. Tutsam esmerliğini Rengi kalır bende, Vursam geceyi kör karamsarlıkta Görmezden gelişi kalır gönlümde.
Nasıl dersen Nasıl gitmek istersen git.... Bazen gitmek kalışı müjdeler Bazen kalmak gitmeyi.
Muamma bir sevdadır bahar Pelerininde sürüklenir sevginin esiri özlemler. Oysa zaman , Ne gitmeyi nede kalmayı frenler.
Ateşin yandığı yer değil, Dumanının karaladığı gözlerdir Yürekte bıraktığı sevgiyle karışık sözler.
Unutkanlık dışı kaldığında Unutmak etkisiz kalır Sen alışkanlık... Nasıl dersen Nasıl istersen.... Ne git diyebiliyorum Ne de kal.


UMUDUM OLURMUSUN
Umudum ol yeni doğan günüme İçimi ısıt önce, Bakışların dolansın dursun üzerimde Yitirilmişliğin sancısı dinsin sevginle. Öyle sarsın ki; yüreğin benliğimi, Yaşamak için en güçlü umudum sen olasın Bugünümde, yarınımda ve gelecek günlerde... Dünümü,dünlerimi unuttum senle, Yeni açan gonca oldun yüreğimde, Gözümü senle açtım bugünde, Yarınımda da sen ol diye yalvardım saatlerce. İçtiğim her yudum sen oldun, Yuttuğum her lokma senle tat buldu, Boğazıma dizilen tek acı ise; yine sensizlik oldu. Bir kez daha dedim yüreğine, Bir kez daha yeşeren umudum ol, Efkan’ım ol dedim gönlümde... Gözlerim hep seni arar oldu, Kalbimde yanan bir ateş topu, Kulağımda çınlayan o ses Evet o ses, senin, göremediğim bedeninin Kulağımdan ve aklımdan hiç çıkmayan, Senin o masum sesin oldu... Gecelerce sorguladım yüreğimi, Ne zaman, ne zaman yanan yüreğime su serpilecek, Kavuşmak, seni sıkıca sarmak Of... Ve borcun olan o busene Ne zaman nail olacağım... Yoksa sende mi sevdiceğim Yoksa sende mi boş bir umutsun, Senden mi beklenip de gelmeyen olacaksın. Kapılar ardında günlerce, aylarca, Hatta yıllarca beklenip sabır taşımı, Benim umman gönlümü yakan olacaksın. Yangınlar çıkar gidersen, Kuşlar gelmez olur deniz şehrime, Türküler yakılır adına, Ağıt mı olur acaba bunlar sevdamıza. Çok mu zor sanki yüreğimde ki bulutlara ulaşabilmek, Senin yokluğunda, her günümde çektiğim acılar Deniz şehrime; Sessizliğin yüreğimdeki bulutlardan yağan her zerre acım Çağlayan olur akar gönlümden. Figan gecelerde yine sızlar yüreğim, Elini tutamamazlık, yüreğini saramamazlık, Benliğimdeki yitikliğin, Beni bir kez daha Çaresizliğin zirvesindeki Acıların Kadını seçer. Bağrına taş başmış, Gözlerini sensizliğin acısıyla dağlamış, Kendini soğuk duvarlar arasına hapsetmiş, Binlerce insan içinde, kendini yine de Geleceğinden umudu olmayan Efkan yüreğine adamış O Aşk Kadını işte ben soruyorum sana ;
EFKANIM, UMUDUM OLUR MUSUN ?


________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________
AYRILIK MEKTUBU
Sen gittin.. Bir zifiri karanlık, bir zından yalnızlığı, ağır bir boşluk bıraktın geride. Gittin ve dönmeyeceksin bir daha. Haklısın gidişinde, bu aşkı bitirmekte haklısın. Tek söz söyleyemedim. Yüzüne bakamadım. Karşında ağlamadım. Eridim, tükendim, bittim. Sonsuzlukta bir insan nasıl olur.. sesi soluğu nasıl duyulur?
Elveda aşkım.. Elveda sevgilim. Sen kendini hiç böyle gereksiz, böyle değersiz, böyle yapayalnız hissettin mi? Ayrılık ölüm kadar acı ve soğuk.Aynalara bakıyorum. Aynada gördüğüm ben değilim. Gözlerim cehennem ateşi.. dudaklarım mühürlenmiş. Ellerim titriyor. Yüreğim kızgın demirlerle dağlandı. Yokluğunun bedeli çok ağır sevgilim.
Sevinçlerim, hayallerim, umutlarım, renkli dünyam elveda.. Elveda yaşamak.. Yaşamın anlamı elveda. Kimse farkında değil yokluğunun. Sensiz ne hallerde olduğumu kimse bilmiyor. Anlamıyor yitip giden bir aşkın kederini.
Düne kadar en yücesini yaşadım mutluluğun, ayaklarımın altından kayıp gidiyordu toprak, denizlerin ovaların üstünde uçuyordum. Güneş kadar yakındı bana aşk. Güneş kadar sıcak ve parlak. Bıraktın birdenbire, kanatlarım kesildi. Hızla çakıldım yere, boşluğun içindeyim, şimdi hiçbir şeyim.Oysa dünyanın en zenginiydim. Bütün çiçekler bizim için açardı, bizim için ballanırdı meyveler, ekinler bizim için bereketli, sular bizim için çağlardı. Şimdi toz duman içinde kızgın bir çöldeyim. Yönümü yolumu şaşırdım. Sam rüzgarlarına bıraktım gövdemi, sürüklenmekteyim.
Sen bensiz nasılsın, bilmiyorum. Rahat mısın, mutlu musun, bu kadar çabuk beni unutur musun?.. Nasıl birden mazi olursun?
Düne kadar gözlerinden aşkı içtiğim, dudaklarında yüreğimi erittiğim, uğruna bıçaklar çekip dünyaya meydan okuduğum ey sevgili nerdesin? Kimlesin?.. kimlerlesin?.. Kimlerle oynaşır gönül eğlersin? Ben burada, terk edip gittiğin yerdeyim.
Elveda aşkım.. Elveda birtanem.. Elveda sevgilim! Elveda sana..


________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________

Aşk Sevgilim sabahın erkenini seviyor, ben geceyi ve esmerliğini onun, o dorukları sevior, korkuyor bundan ben rüzgarla buluşan tepeyi, tuhaflığı, ona bir yeşil gülümsüyor, ben, hayatı delice sevdiysem nasıl, diyorum, seni de öyle. O kendi boşluğunda oyalanan günlerde canı sıkılan bir çocuk gibi uyuyor, ben göğe bakıyorum geceden, kendi çukurunu bulmuş deniz gibiyim diyorum, yanında, o sabahları eğilip öpüyor denizi.
Çıplağın çıplağımda, rüzgarın dağımda olsun, esmerliğin gecemde, öyle kal. "Bulutlara bak, gidiyorlar, hızla" diyorsun, yağmur bir yalıyor yüzümü, bir duruyor. Sabahları eğilip yüzüme öpüşün geçiyor bir, bir duruyor aklım.
Su ve rüzgar, dağ ve doruk, sonsuz hepsi, oysa camdaki sardunya gibi üşür bana biçtiğin ömür, ölüm geliyor aklıma bir bir, çıplağın çıplağımda.
Rüzgarın dağımda olsun esmerliğin gecemde öyle kal, sana sonsuz sarıldığımda.

________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________
Gördüğüm en güzel rüya senin olduğun, Duyduğum en derin sevgi senin eserin, Gördüğüm en güzel dünya senin gözlerin, Ve kurduğum en güzel hayal sensin ...
Sevgilerin En Güzeli Seni Sevmek, Özlemlerin en güzeli seni özlemek, Ve hayatın tadı sabah kalktığımda senin varolduğunu hissetmek..
Yokluğun sırtıma saplandı bir bıçak gibi. Akıtır taşa, toprağa kanımı Dünya seninle aydınlık ve güzeldi. Şimdi bin güneş doğsa götürmez karanlığımı
Yine de toprak suyu dışına salar. Kan boşaltır güneş beyinlerimize İki özgür ruhun kucaklaşmasıdır. Birbirimize çektiğimiz hançerle
Yine de tıpkı bana benzer. Senin açtığın ilk kişiliğimin döngüsü Yine zevk içinde güzel bedeninden. Doğanın en soylu sessizliği Mıhlanır yıldızların gücüne.
________________________________________________________________________________________________________________________
SENİ SEVİYORUM
Ne güzel şey; SENİ SEVİYORUM demek Sevdiğini söyleyebilmek ne güzel... Her baharda, gece-gündüz Her saniye
SEVİYORUM SENİ! Diyebilmek ne güzel...
Çünküsü yok, nedeni yok sevmenin Zamanı hiç yok, Dakikalar zaman üstü... Utangaç bir gecenin kucağında Yağmurlar vuruyor pencereme, Aşkın vuruyor kalbimin kıyılarına Gecenin bu çıldırtan yalnızlığında Aşkın ayak seslerini duyuyorum yüreğimde Ve hasretini içimde, SENİ SEVİYORUM!
Sesini duymak istiyorum uyumadan önce Sabahlara kadar konuşmak, Hiç kapatmamak telefonu... Aynı düşlere uyumak sonra Ve uyanmak aynı güneşe SENİ SEVİYORUM!
Daha bir güzelleştim son günlerde, Gözlerimin içi parlıyor, Kabına sığdıramıyorum aşkı. Gülmek geliyor içimden, Sokaklarda koşar adım yürümek, Tanıdık, tanımadık herkese selam vermek, Merhaba ülkemin güzel insanları, Hepinize, hepinize merhaba SİZİ de SEVİYORUM!
Yağmuru, denizi, kokusunu toprağımın Gök mavisinde güvercinleri, martıları. Dağ eteklerinde gelincikleri seviyorum ateş kırmızısı Bindallılarıyla köy kızlarını Ve elleri hamur kokan anaları Hepsini sende seviyorum SENİ SEVİYORUM!
Senin sevdiğin gibi topluyorum saçlarımı, Siyah kazağımı daha çok yakıştırıyorum kendime Ve daha çok seviyorum limonlu çayı... Senin sevdiğin her şeyi seviyorum Türkülerini memleketin, feneri, kara kartalı senin için, Davamızı ve şiiri sende seviyorum. SENİ SEVİYORUM!
İyi ki doğdun iyi ki varsın. Doğum günün kutlu olsun! SENİ ÇOK SEVİYORUM! Yaşamaksa seni sevmek, Ben hiç ölmedim... SENİ SEVİYORUM!

________________________________________________________________________________________________________________________
Ağlama Bebeğim
Ağlama bebek ağlama sende Umut sende herşey sende Yağmur gibi gözlerinden akan yaş niye Bu kırgınlık bu durgunluk sıkıntın niye
Çok uzakta öyle bir yer var O yerler de mutluluklar Bölüşülmeye hazır Bir hayat var
Ağlama bebeğim ağlama sende Yarın sende herşey sende Dalıp dalıp derinlere düşünmen niye Bu suskunluk bu durgunluk kızgınlık niye

_______________________________________________________________________________________________________________________________________________________________
Ben Sana Mecburum
Ben sana mecburum bilemezsin Adını mıh gibi aklımda tutuyorum Büyüdükçe büyüyor gözlerin Ben sana mecburum bilemezsin İçimi seninle ısıtıyorum
Ağaçlar sonbahara hazırlanıyor Bu şehir o eski İstanbul mudur? Karanlıkta bulutlar parçalanıyor Sokak lambaları birden yanıyor Kaldırımlarda yağmur kokusu Ben sana mecburum sen yoksun
Sevmek kimi zaman rezilce korkuludur İnsan bir akşam üstü ansızın yorulur Tutsak ustura ağzında yaşamaktan Kimi zaman ellerini kırar tutkusu Birkaç hayat çıkarır yaşamasından Hangi kapıyı çalsa kimi zaman Arkasında yalnızlığın hınzır uğultusu
Fatihte yoksul bir gramafon çalıyor Eski zamanlardan bir Cuma çalıyor Durup köşe başında deliksiz dinlesem Sana kullanılmamış bir gök getirsem Haftalar ellerimde ufalanıyor Ne yapsam ne tutsam nereye gitsem Ben sana mecburum sen yoksun
Belki Haziranda mavi benekli çocuksun Ah seni bilmiyor kimseler bilmiyor Bir şilep sızıyor ıssız gözlerinden Belki Yeşilköy'de uçağa biniyorsun Bütün ıslanmışşın tüylerin ürperiyor Belki körsün kırılmışsın telâş içindesin Kötü rüzgâr saçlarını götürüyor
Ne vakit bir yaşamak düşünsem Bu kurtlar sofrasında belki zor Ayıpsız fakat ellerimizi kirletmeden Ne vakit bir yaşamak düşünsem Sus deyip adınla başlıyorum İçim sıra kımıldıyor gizli denizlerin Hayır başka türlü olmayacak Ben sana mecburum bilemezsin..

________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________
BEN YAĞMURSAM
Ben yağmursam Ne zaman, nerede yağacağım bilinmez. Damlasında çok şey anlatırım, görünmez. Kaybolurmu tılsımı düştüğünde yere, Söylenmez.
Ben yağmurum, Yağarsam dolu dolu Ağlamışım demektir.
Çizelersem burukluk katıyorum, Kar' ı da yanıma alıp yağıyorsam Öfkeliyim, kanıyorum demektir. Ben yağmursam.....
Mevsiminde seçili umutları yüzlere bırakıyorum demektir.
Ben yağmurum. Adında rahmet, bereketinde çok şey saklıyorum..
Ben yağmurum. Yüzün ıslandıysa, Sebebi ben olsam gerek.......

Seni yağmurdan sonra seveceğim. Kimse bilmeyecek, herkesten gizleyeceğim. Yağmurdan sonra toprak kokusu olacak havada. Seninle gökkuşağının altından geçeceğim. Seni yağmurdan sonra seveceğim. Ve seni sevdiğimi kimseye söylemeyeceğim. Belki bu dünya gözüyle gördüğüm son yağmur olacak. Islak kaldırımlarda sırılsıklam yürüyeceğim. Ben seni yağmurdan sonra seveceğim. Vebir gün ölürsem yeşil gözlerinde öleceğim...
_________________________________________________________________________________________________________________________________________
GİDİYORUM aslında sen hiç bir zaman gelmedin bana. Duymuyorsun ! Gitme diyorum sana,gitme ! Çığlıklarım boğuluyor gecenin karanlığında. Gece korkunç, gece sessiz, gece yalnız... Sesim kısılıyor Gidişin bitişi olacak yüreğimdeki heyecanın, Gidişin sönüşü olacak gözlerimdeki ateşin. Beni,yüreğimdeki sevgiyi, Gözlerimdeki bitmek bilmeyen umudu unuttun! Ama ne olur bunu unutma. Gidişin dinderemez bu fırtınayı. Bir fırtınanın uğultusuyla sesleniyorum sana; GITME....

Gitme
Gitme figan düşer denizlere sular çekilir yağmur yağmaz vahalardan kirpiklerime bir rüzgar hıçkırır tenhada, bir dal kırılır boynunu büker sabah kervanları kelebekler ölür
Gitme bir yıldız küser göğüne, içini çeker bir çocuk şaşırır yönünü rüzgarlar bütün pınarların suyu çekilir solar nazlı çiçekleri kalbimin, üzülürüm
Gitme öksüz kalır içimdeki imge dağları saçlarını öpen seher yeli, çoban yıldızı bir daha turnalar geçmez, bülbüller ötmez çiçekler açmaz bahçemde ah be gülüm
Gitme acılara mahkum olur yüreğim ardında fırtınalar kalır, ayrılıklar, anılar, yanlızlıklar boynu bükük aşklar, gözü yaşlı şarkılar alışamam yokluğuna, yokluğun ölüm
gitme içimdeki bütün vagonlar devrilir bir kar yağar istasyonlara, üşürüm gel gitme sevgilim terketme beni umutsuz çaresiz bekletme beni
gitme bütün ormanlar ateşe verilir kuşlarda gider bu kent de, ölürüm gitme kal menevşeler açsın dağlarda sevince dönüşsün gökyüzü iki çığlık arasında bırakma beni ah gülüm yokluğuna alışamam yokluğun ölüm.

Giderim
Artık seninle duramam, Bu akşam çıkar giderim. Hesabım kalsın mahşere, Elimi yıkar giderim.
Sen zahmet etme yerinden, Gürültü yapmam derinden, Parmaklarımın üzerinden, Su gibi akar giderim.
Artık sürersin bir sefa, Ne cismim kaldı ne cefa, Şikayet etmem bu defa, Dişimi sıkar giderim.
Bozar mı sandın acılar, Belaya atlar giderim, Kurşun gibi mavzer gibi, Dağ gibi patlar giderim.
Kaybetsem bile herşeyi, Bu aşkı yırtar giderim, Sinsice olmaz gidişim, Kapıyı çarpar giderim.
Sana yazdığım şarkıyı, Sazımdan söker giderim, Ben ağlayamam bilirsin, Yüzümü döker giderim.
Köpeklerimden kuşumdan, Yavrumdan cayar giderim, Senden aldığım ne varsa, Yerine koyar giderim.
Ezdirmem sana kendimi, Gövdemi yakar giderim, Beeddua etmem üzülme, Kafama sıkar giderim.

Sevgilerde
Sevgileri yarınlara bıraktınız Çekingen, tutuk, saygılı. Bütün yakınlarınız Sizi yanlış tanıdı.
Bitmeyen işler yüzünden (Siz böyle olsun istemezdiniz) Bir bakış bile yeterken anlatmaya her şeyi Kalbinizi dolduran duygular Kalbinizde kaldı.
Siz geniş zamanlar umuyordunuz Çirkindi dar vakitlerde bir sevgiyi söylemek. Yılların telâşlarda bu kadar çabukGeçeceği aklınıza gelmezdi.
Gizli bahçenizde Açan çiçekler vardı, Gecelerde ve yalnız. Vermeye az buldunuz Yahut vakit olmadı

Denizler sonsuzdur ama sevgim kadar değil, güneş ısıtır ama senin kadar değiL, herkes seni sever ama benim kadar değiL.
Yalnızlık gecelerin, ümit bekleyenlerin, hayal çaresizlerin, yağmur sokakların, tebessüm dudakların sen ise yalnız benimsin BİRTANEM.
Sen, en zifiri karanlık gecemin güneşi Sen, herzaman sevgimin tek nedeni.
Sana duyduğum asşk sözlerden güçlü olduğu için, susmaya karar verdim BİRTANEM.
Günaydın sevgilim! Güneş ve mavi gökyüzü yoldaşın olsun bugün Rüzgarlarla dost, denizlerle sevgili oL. Uyan aklına geLeyim, Güneş olup sarayım, rüzgar olup, okşayayım tenini. Biz kuş olup, şarkılarımı fısıldayayım kulağına. Deniz olup, dalga dalga vurayım kıyılarına. Uyan sevdiğim, saçının bir teline kurban olduğum, Uyan gecem, uyan gündüzüm, uyan...
Bakma öyle sessiz durduğuma yüreğimde fırtınalar kopuyor sebebi ne senin varlığın nede yokluğun sebebi benim sana duyduğum adını bile unuttuğum.....AŞK...
HİSSETMEDİĞİM HİSLERİ HİSSETTİĞİNİ HİSSETTİĞİN AN HİSSETTİĞİN HİS AŞK TIR
Yağmur bulutları gibi doluyum, Sabret gülüm deşeceğim toprağına , Rüzgarlar deliyse bende deliyim, gönlümü koymusun göz yaprağına, şarabımsın, ekmeğimsin, düşümsün. Geceler boyu sarhoşum, Akşam üzerleri gülüşümsün. Eylül sonrasında oturmusun sarhoşum, sarhoşum, sarhoşum...

Cesaretin Var mı Aşka
Cesaretin var mı aşka’ bu şarkı olmalı seni anlatan, yüreğin olmalı yüreğimde bulduğum...ne dersin aşkım ? Ne çok denedim seni bulmayı, ne çok aradım seni bir bilsen deli mavim... Sanma ki çabuk pes ettim, bak seni bulabilmek için ben bir ömrü tüketiyordum nerdeyse..... Bir özlem ki içimden bir parça olmuş, öyle bir sen ki orada duran, hüzün olmuş, dalga olmuş, akın olmuş, sel olmuş, yüreğimi tutuşturan ateş olmuş, kor olmuş... Sen ki, İnancım olmuşsun, ışığım olmuş, yolum olmuş, yıldızım, güneşim, ay ışığında hayalim olmuşsun... Bir yazım yok ki seni düşünmeden yazdığım, sen ki can sevdiğim, sırdaşım olmuş, omzum olmuş, kahkaham olmuş, gözümden akan damla damla yaş olmuşsun... Bir hayalim yok ki sensiz kurduğum, denizim olmuş, kumsalım olmuş, en güzel dansım, başıma taç yaptığım yıldızım olmuşsun... Yazarım adını sabah gördüğümde güzel yüzünü, yazarım hüznünü akşam ayrıldığımda senden, bir yakamoz dansı mıdır buluşmamız mavilerde, denizin kokusu mudur kokun, kaşların ay mı, bal mıdır? gözlerin, simsiyah bir zeytin mi? Alfabenin başında mıdır adının ilk harfi, "Okyanus" mudur adın bir akşam usulca yazdığım,sayıkladığım. Bir hayal midir sıcaklığın , tenin ,terin, bedenin, gece kadar soğuk mudur yokluğun D........’m? Sen gülmelere layıksın demiştim sana hatırlıyor musun, ama güldürmek için ben yetebiliyor muyum acaba aşkım, beni sorguladığın anlarda söylemeye cesaret edemedim, ben hiç bir yerde değilim, sadece senin içinde sen yaşadığın, yaşattığın sürece varım dediğimi anlamadın mı?... Yerin benim yanım yüreğinin içindeyim. Git desen de, duymasan da, anlamasan bile beni yine yüreğinde olacağım... O sende bulduğum sonsuz sevgi yüreğinde tutacak beni. Yüreğinde besleniyorum. Hiç yaşlanmıyorum her daim biraz daha küçük bir çocuk oluyorum ufacık sevinçlerinle canım kadınım... Sen, sen olduğun için yanındayım ben, senden başka yoktur bir dileğim nefesinle nefes alırken...Yok başka bir yürek aradığım, bir başkası yok kadınım diye seslendiğim senden başka... O canımdır ki yüreğimizden kopan bir ses, o canımdır ki canımızdan koparak kulaklarına ulaşan..Seni seviyorum.. Bir el istiyordum başımda...Saçlarıma dokunsun istiyordum, tüm bedenimden söküp alsın yalnızlığımı tılsımıyla...Bir el istiyordum dokunsun saçlarıma yumuşacık ve alsın tüm donuklukları usulca.Sen geldin gülümseyerek bana…Bir göz istiyordum gözlerimde...Anlamsız bakan gözlerimin içini görsün, hala arkalarda kalmış ışık huzmelerinin içine dalsın, çıkarsın tüm umutlarımı eski sandığın içinden, açsın da ışığı ile umut olsun yollarıma, yolum olsun yordamım olsun istiyordum...Yine sen geldin bebeğim.. Amaçsız olmamalıydı hayatımız..... Yap boz gibi olmamalıydık artık..... Birleşti mi ayrılmamalıydık.... Giderek bütünleşmeliydik.... Gerisi yavaşça ve hissettirmeden gelir zaten... Hem elinde olmadan olur bu insanın küçüğüm... Ne hayal ediyorduk, bir de baktık ki nereye gelmişiz değil mi ... Yaşadığımız hayatsa bir anda istediğimiz hayat oluvermiş.. Önce ürkek adımlarla yaklaştıklarımıza şimdi tamamen yere basarak ulaşmaya başlamışız. Cümleler tamamlanmış. Cümleler de sevmiş birbirini arada nokta kalmamış,birbirimizin olmuşuz…Hala aklımdan çıkmıyorsun ve seni istiyorum.. Ben , sevgi’yi çok geç de olsa yakalayabildim ve öylesine bir sevgi ile yaşıyorum ki, aşk mertebesinden de tutkudan da öte, sahi küçüğüm tutkudan sonraki duygunun adı ne idi ,sen biliyormusun? Yalnız ve korumasız mıydım ben D.......’m? Yalnız ve çaresiz miydim? Yalnız ve mutsuz muydum yoksa? Her hangisiyse; sen gördün bunu. Bende benim göremediğimi gördün. Benim inkar ettiğim gerçeği kabullendin kendinle ve benimle ilgili. Çok az insanın, o da yalnızca hayatta bir kere yaşayabileceği, her şeyiyle kendini adayarak sevmek duygusunu uyandırdın içimde. Bu duyguyu bir kere daha bulabileceğimi sanmıyorum. Bunun tek suçlusu olarak da seni görüyorum.Çünkü senden başkasını sevemem artık) Bakışlarımı benden aldığın ve kendi bakışlarının izini kalbimde bıraktığın günden beri seviyorum seni….Her akşam her gece her sabah yeni bir sevgilim oluyorsun birtanem.O kadar çok seviyorum işte…Biliyor musun biz ikimiz birbirini şımartmayı seven, birbirini okşamayı,dokunmayı seven, birbirini sevmeyi seven insanlarız.. Ellerimi ellerinde, gözlerimi gözlerinde,bedenini bedenimde seviyorum en çok.. Sen yanımdayken D...... üşümüyor ellerim, kararmıyor içim. Ne kadar da içten gülümsediğine tanık oluyorum aynada seyrettiğim yüzümün. Dört mevsim baharı yaşıyorum seninle, yarını hiç düşünmüyorum.. Tadını, kokunu içime sindirmişim,nefesim senin nefesin,tadım senin tadın olmuş …. Dudaklarımı ıslattığımda bir yerlerden senin tadın geliyor ağzıma canım kadınım. Gözlerimi kapatıyorum şimdi, kokunu çekiyorum içime, ruhuma işliyor kokun, sonra SEN KOKUYORUM BEN! Nereye baksam bal gözlerin bakıyor bana, çenendeki gamzen de gülüyor sen gülünce…O kadar yakınsın ki bana ,hani şöyle uzansam dokunabileceğim sıcak bedenine.. Yanımda çırılçıplak soyunduğunda, ruhunu da soydum çırılçıplak, ne kadar da çok sevdim onu..Taptım..O kadar doğaldı ki,aranan,beklenen.. Herkes tek beden olabilir ama tek ruh da nesiymiş der …..Evet! Tek ruh olmayı yaşadın mı bilmem D...... ama ben yaşadım. Tek bir ruh! İki ayrı bedenin tek bir ruhu oldum seninle..! Hayal ediyorum şimdi birbirine karışmış sıvı, ter kokularımızı parfümlerimizin karışımının o tuhaf hissi…öldürüyor beni ..Yine bir sevda akşamında parmaklarımın ucuyla dokunacağım sana, incitmemek için, tıpkı bir heykeli inceleyen, keşfe çalışan sanatsever gibi, tüm iniş çıkışlarını, tüm kabartılarını ruhuma kazıyarak, hiç çıkarmamacasına seveceğim seni. Kulağına nefesimi bırakacağım beni en iyi böyle hissedebilirsin diye..Sen ise uzun saçlarını dans ettireceksin göğsümde, karnımda..dudaklarının ucuyla dokunacaksın hatta yavaş yavaş içine çekip yutmaya çalışacaksın beni. Göğüslerinin ucuyla dokunacaksın ıslak dudaklarıma , hepsini öpmeme izin vermeden gezdireceksin yorgun ama aç dudaklarımda. Dudaklarımın senin , göğüslerinin ikimizin olduğunu hissedene kadar,bir avuç kum tanesinin yere dökülüşü gibi sessiz ve usulca ince ince titrek titrek seveceksin beni. Göğüslerinin inip kalkmasını, nefesinin hızlandığını hissedip bu güzel anı seyredeceğim. Ve zevk anı, kendimizden geçiş anı.Kendi dünyamızda kayboluşumuzu, titreyişimizi, bir süre çok kısa bir süre, huzurlu karanlığa doğru döne döne indiğimizi , arada kornaları sesleri, titreyişleri birbirine harmanlayıp tek bir noktada patladığımızıı, koptuğumuzu, derin iç çekişimizi, huzuru bulduğumuz anı seyredeceğiz……Ve sonra hayalden uyanıp çıkacağım sessiz bir hayalet gibi evden…Yürürken terinin hala tenimde olduğunu hissetmek büyük mutluluk veriyor bana küçüğüm.Yıkanmak istemiyorum, sevmiyorum sevişme sonrası yıkanmaları, pislikten arınmak istermiş gibi….Sadece bedeniyle değil, elleriyle, gözleriyle,ruhuyla ve yüreğiyle de sevişebilmeli insan değil mi D...... bizim gibi...Fazla muzur mu oldu acaba..?:) Yazdım D....... çünkü ha bugün ha yarın deyip ertelediğim, söylemek istediğim halde söylemediğim nede çok şeyim vardı, dememek için yazdım.. Bil ki..! Çok seviyorum seni.. Binlerce kez konuk ediyorum beynime,sorduğum soruların yanıtları hep evet oluyor, sıradan bir yaşam düşlüyor yeniden şehirler,sokaklar ve yeni öyküler kurguluyorum ikimiz için...Sıcak diyar ve iklimler de dolaşıyoruz,gözlerimi kapatıyorum gülen yüzüyle karşımda duruyorsun içim sıcacık oluyor artık kim korkar soğuk havadan diyorum kendi,kendime daha sıkı sarılıyorum sana... Bana uyku borcun çoğaldı bakalım bunları nasıl ödeyeceksin ? gülme). Aslında seni kağıtlara yazmayı o kadar çok istedim ki D....... Ama bir türlü başaramıyorum, sevgimi ve seni daracık satırların arasına sığdırmayı. Şiirimsi duyguları anlatmanın bu kadar zor olduğunu bilmezdim senden önce. Belki bu yazıdaki kelimelerin bir araya gelmesi bile kifayetsiz kalacak sana ve duygularıma karşı. Yaşanılası sevgim, yalnızlığı aldatma sebebim, ismimin gülen yüzü; D...... seni seviyorum... Bilir misin; yazanlar hep hayalindeki sevgiliye yazarlar yazılarını. Tıpkı ozanlar ve şairlerin, şiirlerini uzaklarda; belki hiç yaşamamış biri için yazdıkları gibi. Belki bu gece yanımda olsaydın, bu kadar hasret kokmazdı haziran.Ama özlemleri yaşanılası kılan, sabah sana kavuşmak değil midir? İyi ki varsın, iyi ki benimsin, iyi ki seviyorsun beni, iyi ki seviyorum seni; seni sevmeseydim yazamazdım..! Seni kadınım gibi seviyorum..Mükemmel kadınım benim…

|
|
|
|